Kırmızı Leylek Yayın Grubunun En Çok Satan Kitapları

Sırala:
14.00 
Sepete Ekle
17.50 
Sepete Ekle
15.00 
Sepete Ekle
15.00 
Sepete Ekle
12.50 
Sepete Ekle
14.00 
Sepete Ekle
10.00 
Sepete Ekle
13.00 
Sepete Ekle
12.50 
Sepete Ekle
17.50 
Sepete Ekle
7.50 
Sepete Ekle
15.00 
Sepete Ekle

Demek hedefine ulaşmak istiyorsun, öyle mi dostum? Allah tanığımdır ki bunu ben de çok istiyorum. Ama önce durumunu ve koşulları belirleyecek, sonra çalışmaya başlayacaksın. Kendini sıkı bir düzene sokman gerekecek, yemeğini belirli kurallara göre yiyecek, abur cubur yiyeceklere elini sürmeyeceksin. Bilgisayardan ve cep telefonundan uzak duracaksın. Canın istese de, istemese de havanın sıcak ya da soğuk olduğuna aldırmadan belirlenen saatte derslerinin başında olacaksın. Soğuk sulardan uzak duracaksın, canın çekse de kola içmeyeceksin. Sözün kısası, kendini bir doktora emanet eder gibi hedeflerinin emrine gireceksin. Ama bunca uğraştan sonra belki öğrenmekte zorluk yaşayacak, sınavların istediğin puanla sonuçlanmayacak, imkânların git gide seni daha da zorlayacak ve belki de yorgun ve bitkin düşeceksin. Asla cesaretini kaybetme! Dersleri zayıf bir öğrenciye başaracağına inanıyorum diyen öğretmenini taklit et! Sende zihnine öyle seslen. İnsan zihni kadar kolay idare edilen bir şey yoktur. Sadece istemek gerekir. O zaman her şey olur. Eğer kendini bırakırsan her şey seni bırakır. Mahvolmak ya da kurtulmak senin elinde… Hatırla Agrippinus’un güzel bir sözünü: ‘Kendi kendime asla engel olmayacağım’

14.00 

Başörtüsü sorunu ve katsayı uygulamasını kaldırarak devrim niteliğinde adımlara imza atan YÖK eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın görev yaptığı 2007-2011 yılları arasında Türkiye gündemine oturan birçok olay ilk kez bu kitapla gün yüzüne çıkıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın YÖK’teki kulağı kimdi? YÖK eski Başkanı Özcan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatlarına neden itaatsizlik etti? Başörtüsü serbestliği için üniversitelere gönderilen yazı nasıl ortaya çıktı? Katsayı sorunu çözümü için öne sürülen 0.3 ve 0.5 katsayılarının anlamı neydi? Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümleri neden açıldı? Uzaktan Eğitim diplomalarına denklik nasıl verildi? İlahiyat önlisans diplomalarındaki şerh nasıl kaldırıldı? Sabancı Üniversitesinin uygulaması Türkiye’de nelere vesile oldu? Öğretim üyesi açığı nasıl giderilebilir? FARABİ ve MEVLANA Değişim Programları nasıl ortaya çıktı? YÖK neden kapatılmalı? ÖSYM’deki kopya olaylarındaki gerçekler YÖK’te beklenmeyen gelişmeler ve ilk kez duyacağınız iktidar çekişmeleri…

17.50 

Koronavirüs salgını nedeniyle okullarda bir süredir yüz yüze ders yapılamadı. Daha önce bilmediğimiz bir kavramla tanıştık. Uzaktan eğitim anlayışı hayatımıza girdi. Yaşanan benzersiz süreçte öğrenciler ve öğretmenler farklı tecrübeler edindiler. Bazen komik bazen dramatik, uzaktan eğitim kazaları yaşadılar. Bunların neler olabileceğiyle ilgili tadına doyamayacağınız bir kitap hazırladık.
Okumanın bir lüks değil, temel ihtiyaç olduğuna inanan nesiller yetiştirmeliyiz. Her yaştan çocuğun sıkılmadan keyifle okuyacağı, eğitimcilerin bir çırpıda neşeyle okuyup bitireceği, günlük hayatın yorgunluğunu atmak isteyen anne babaların faydalanacağı bu kitabımıza mutlaka bir şans vermelisiniz.

15.00 

Kayalıkların üzerinde güçsüz kanatlarıyla uçabilmek için mücadele eden küçük martı İnci’nin yol arkadaşlarıyla yaşadığı serüveni okumaya hazır mısınız?

15.00 

Şimdiye kadar dünyada 56 ülkeyi gezdim. Japonya’ya gitmeden önce, bana hangi ülkeyi en çokbeğendiğimi sorduklarında hep İsviçre derdim. Ama Japonya’yı gördükten sonra, en beğendiğin üç ülke hangileri diye sorduklarında; Japonya, Japonya, Japonya diyorum ar k. İşte bu nedenle ilkseyahat kitabı yazmaya Japonya’dan başladım. Neden Japonya? “İnsan” kavramının, saygının, sosyal düzenin, medeniliğin, yaşam kalitesinin en üst düzeyde olduğu bir ülke burası.

12.50 

Kapı yüzlerinin henüz birbirine dönük olmadığı zamanlarda inşa edilen Kaçgın Apartmanı’nın bir tarafı safları sık tutarken diğer tarafı gelecek zaman apartmanları için yer ayırtılmış tarlalarla örülüydü. Dünyada nereye savrulacağını bilemeyip, dış gözlere göre konumlanarak kendinden kaçan karakterlerin yaşadığı bu apartmanda gerçekleşen cinayetle başlayan hikâyenin aşkla süslenen satırları okuyucuyu şiirlerle dolu bir gezintiye çıkarıyor. Kaçgın Apartmanı’nda yaşanan ilginç olaylar diyaloglardan çok karakterlerin dış dünyayla kurduğu örüntüleri gözlemleyen bir bakış açısı ve örtük mesajlarla okuyucuya aktarılıyor. Metaforik ifadelerin de yer aldığı bu kurgusal roman, yazarın akıcı ve kendine özgün betimlemeleriyle biraz benden biraz senden biraz da ondan olan; ilişkilerin, karakterlerin topluma yabancılaşmasını, yalnızlaşmasını ve kültürel çatışmasını barındırıyor.

14.00 

Üniversite öğrencisi olduğum yıllarda Kamboçya’daki gelişmeleri, Pol Pot yönetiminde Kızıl Khmerlerin yönetime gelmesini merak ve heyecanla izlemiştim. Kamboçya’yı gezdikten ve “Ölüm Tarlalarını” gördükten sonra o dönemde bizlere doğru bilgiler aktarılmadığını gördüm. O yıllarda özellikle yurtdışından haber almak şartlar gereği kolay değildi. Seyahatimde, okuyup öğrendiklerimizin orada yaşananlarla örtüşmediğine şahit oldum. Kamboçya Gezi Rehberi kitabında Siem Reap, Phonom Penh, Kampot, Kep, Sihanoukville şehirlerini ayrıntılarıyla bulabilirsiniz. Kitapta tarihi ve kültürel bilgiler, ülke haritası, konaklama seçeneklerine ayrıntılarıyla yer verdim. Alanında bir ilk olan Kamboçya Gezi Rehberi’nin bu ülkeyi merak edenlere ve bu ülkeye seyahat edeceklere yararlı olmasını ümit ediyorum.

10.00 

Ben Ayşe Kavak, sizden biriyim. Bir kardeş, bir arkadaş belki de bir büyüğünüzüm. Her şey daha üç yaşına girmemiş oğlumun kanserle tanışmasıyla başladı. Annelik tedavi döneminde evladımın yanında olup o iyileşsin diye verdiğim mücadelenin adıydı. Dik duruşumdu, canımın canının gözlerine bakarken ağlamadan durmaktı. Mücadele etmek anneliğin doğasında vardı. Oğlumun hayatı için tüm gücümle savaştım, sevgiyle kazandığım bu zaferi herkese anlatmak istedim. Gazeteci İlhan Kılıç ile birlikte kaleme aldığımız Kanserle Savaşanlar Kulübü kitabımızda, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde çeşitli kanser hastalıklarına yakalanmış saf ve masum çocukların verdikleri yaşam mücadeleleri anlatılıyor. Bu büyük düşman karşısında içleri kan ağlasa da yüzlerine gülen maskelerini takıp tüm zorluklar karşısında dimdik duran, onu yenmek için yıllarca fedakârlık yapan hasta yakınlarının öykülerini okurken sağlığınızın ne kadar değerli olduğunun farkına varacaksınız.

 

13.00 

Kırmızı Leylek Yayınları bünyesinde, süreli yayın periyoduyla değil belirsiz zamanlarda kitap formatıyla hazırlanan Kırmızı Edebiyat Bukazin’in ilk sayısında İsrafil Baran, Ali Emre Arvas, Polat Onat, Abdurrahman Fırat, Afi Can, Harun Çolak, Fuat Kurumahmut, İshak Özlü, Hale Yıldız, Gamze Atalay, Murat Çokyiğit, Kadir Bayrak, Asım Arıkan, İsmail Hilal, Davut Tunçbilek, Abdulkadir Şen, Hüseyin Bölük, Harun Tınas, İlkay Coşkun, Mete Deniz, Tuğçe Kaman Aslan, Oğuz Özdem, Zekeriya Çakabey, Fatma Gümüş Tekin, Veysel Altunbay, Malik Yavaş, Osman Olcay Yaman, Halime Adıgüzel, Remzi Koçak, Ayşe Paslanmaz, Enes Osman Aba, Nisanur Çoban, Şeyhmus Sarice, Mehmet Ersöz, Müşerref İlknur Öztürk, Sude Kaya, İsmail Akdere, Yüksel Karahan, Leyla Şahin, İlhan Kılıç, Yakup Yaşar, Muhammed Ali Adıgüzel gibi değerli isimlerin öykü, yazı ve şiirleri yer alıyor.

12.50 

Kerem Atılmaz bu eserinde Birinci Dünya Savaşı’ndan başlayıp Cumhuriyet’in ilanına kadar bir karış toprak uğruna, üstün millet bilinciyle kendi hayatlarından vazgeçerek hiçbir menfaat gözetmeksizin nesiller öncesinden bizleri düşünen, tarihe yön veren ama unutulan, bilinmeyen binlerce “Korkusuz” vatan evladından bazılarını bilinçli birey sorumluluğuyla okuyucuya hatırlatıyor.
Hayatı yaşama endişesiyle yüzleşmeye çalışırken kendi içindeki tutsaklığı bir kez bile sorgulamış olan herkes, geçmişten gelen özgürlüğün kutsal ruhunu tanımaya layıktır. Belki de ihtiyacımız olan asıl şey; yaşama yönelik farkındalığımızı yükselterek geçmişin sorumluluğunu almak ve geleceğe sağlam bir adımla başlamaktır. İyi tarih okumak iyi gelecek yazmaktır. Kazanmak isteyen kendi tarihini öğrenmelidir ancak önemli olan tarihin aktarım biçimidir. Bu konuya çok büyük önem veren Atatürk, Türk tarihinin doğru kaynaklara dayandırılması ve bilimsel olarak araştırılması için 1931 yılında Türk Tarih Kurumu’nu kurmuştur. Mirasının büyük bir kısmını bu kuruma bağışlarken tarihe verdiği önemi bir kez daha şu sözüyle hatırlatmak istemiştir; “Türk evladı ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.’’

17.50 

Kadınlar tarih boyunca hep ezilmiş, hakları ellerinden alınmıştır. Toplum, erkek egemen zihniyetinin kadınlara yaptığı haksız uygulamalara ses çıkarmamıştır. Bunun yanında erkek baskısı ve şiddetini meşrulaştırmak için dini gerekçeler ve bahaneler de uydurulmuştur. Toplumdaki zulüm ve haksızlıklarla mücadele için gönderilen Hak Elçileri de bu konuda çok büyük çaba harcamışlardır. Ama ne yazık ki onların mücadelesi, vefatlarının ardından büyük oranda ortadan kaldırılmıştır. Bu mücadele ilahi kitapların gönderilmesiyle daha kalıcı hale getirilmiştir. Fakat ne yazık ki zulüm ve baskılardan menfaat elde edilen zihniyet bu sefer de ilahi metinlerin anlamlarını kaydırmıştır. Elinizdeki çalışma, kadınlarla ilgili konuları Kur’an gözüyle ele almıştır. Kur’an’ın kadınlarla ilgili söylediklerinin daha iyi anlaşılması için gerekli analizler yapılmış, dine katılmış uydurmalar, özellikle de İsrailiyat kökenli bilgi ve uygulamalar tespit edilerek ortaya konulmuştur. Kitap, 15 kadın editörün katkılarıyla oluşturulmuştur.

7.50 

2018’in mayıs ayında Nuri Bilge Ceylan’ın “Ahlat Ağacı” filmi gösterime girdiğinde oldukça önemli bir tartışmaya sebep oldu.

Filmin jeneriğinde “Alıntılar ve Edebi Kaynaklar” arasında ismine yer verilen Polat Onat’tan, yazdığı “Taşra Mektubu”nu filmde kullanmak için izin alınmaması ve telif ücreti ödenmemesi kamuoyunda farklı tepkilere yol açtı.

Görüşler iki kutupta yoğunlaştı: Kimisi “Bu durumun Polat Onat gibi tanınmamış bir yazar için önemli bir reklam mahiyetinde olduğunu, Nuri Bilge Ceylan’ın filminde bu mektubu kullanarak yazara lütufta bulunduğunu” iddia etti.

Kimisiyse “Polat Onat’ın Taşra Mektubu’nun filmde izinsiz kullanılmasının ve telif ödenmemesinin; ciddiyet içermeyen, hakkaniyetsiz ve hoyratça bir yaklaşım olduğunu” savundu.

Bu kitapta “Taşra Mektubu”nun tam metnine, yazarın yaşananlar hakkındaki görüşlerine ve itirazlarına yer verilerek bahsettiğimiz olgu farklı yönleriyle ele alınmıştır.

Konu hakkında şimdiye dek birçok insan konuştu ve yorum yaptı. Kamuoyunun “Taşra Mektubu Olayı”na bir de yazarın perspektifinden bakmasında yarar olduğu kanaatindeyiz.

15.00