Doğrudan yayıncılık çalışma yöntemiyle hizmet sunmak için Alaska Yayınevi Kırmızı Leylek Yayın Grubu bünyesinde hizmet vermektedir.

Sırala:
7.50 
Sepete Ekle
10.00 
Sepete Ekle
12.50 
Sepete Ekle
7.50 
Sepete Ekle
7.50 
Sepete Ekle
15.00 
Sepete Ekle
17.50 
Sepete Ekle
17.50 
Sepete Ekle
17.50 
Sepete Ekle
10.00 
Sepete Ekle
7.50 
Devamını oku
10.00 
Sepete Ekle

Çınar, Pınar ve ortak arkadaşları Ceren’le birlikte yaz tatillerini geçirmek üzere oldukça şirin bir köye giderler. Köydeki arkadaşlarıyla birlikçe oldukça güzel günler geçirirler. Oyunlar oynayıp eğlenirler. Bir gün piknik yapmak üzere köyün dışındaki ormanlık bir alana giderler. Günün sonunda dönüş yolunda onları bir sürpriz beklemektedir.

7.50 

Altın Yumurta Avcıları, hayal gibi görünen fakat gerçekleri anlatan bir hikâyedir. Üç kardeşin yani Akkız, Karaoğlan ve Sarıkız’ın birbirinden ilginç maceralarını okuyacağınız bu eser, sizi de sıradışı bir serüvene davet ediyor. Kahramanlarımızla birlikte uzun bir yolculuğa çıkacaksınız. Yaşlı Bilge’nin ormanın içindeki evine gidecek, Üçüncü Göz’den haritayı alacak, büyük bir gemiyle denizlere açılacaksınız. Dev kartalların üstünde gizemli bir adaya ulaşıp Bilge Kaplumbağa ve Kraliçe Arı’nın yardımıyla adanın koruyucusu Gong’ u yeneceksiniz. Aho’nun hapşırıklarına şahit olacaksınız. Kırmızı Boynuzlu Geyik’in garip hikâyesini dokuyacaksınız. Sizleri koruma kalkanımıza davet ediyoruz. Maceraya hazır olun!

10.00 

Sessizce süzülüyorum bu şehirden. Kuş cıvıltıları veda şarkısına dönüyor kulaklarımda. Mahremini emanetime saklıyorum. Çalmıyorum ömründen hiç bir şeyi. Ve yatağın bile sıcak hala. Şimdi gidiyorum sevdiğim. Sen en güzel “düşlerin”le kal. Sen bana uzak diyarlardan savrulan bir gülümsemeydin. Kıyısıydın nehrimin. Ürkek bir kelebeğiydin. Bazen de sebebiydin yaşamamın. Ne kaldı geride şimdi; Tutsak bir kadın özgür bir adam mı?

12.50 

Eski ve yıllardır kullanılmayan yel değirmeninin kanatları döner mi? Üstelik rüzgâr yokken… Dönmez ama Emir ile arkadaşları ara ara döndüğünü gördüler. Oyun parkında konu değirmenlerdi. İçlerinden biri, “Değirmende hayalet olabilir!” deyince iyiden iyiye heyecanlandılar. Oyundan sonra yaptıkları küçük bir toplantının ardından değirmene gitmeye karar verdiler. Ailelerinden izinsiz olarak çıktıkları bu yolculukta Emir’in akıllı köpeği Pamuk en önde yürüyordu. Çocuklar değirmene ulaştılar ama…

7.50 

Derinkuyu Yeraltı Şehri dünyanın önemli turizm yerlerinden biridir. Bunun sebebi de ilçe merkezinin eski yerleşim yerine inşa edilen evlerin altlarının adeta birer karınca yuvasını andırmasıdır. Birbirine bağlı ucu bucağı belli olmayan tüneller, odacıklar ve insan hayatının bu dar ve uzun labirentler içinde geçen yaşam öyküleri. Tarihe, geçmişe merak ve hayranlıkla bakan insanlar bu gizemli yerlerdeki hayatları ve daha fazlasının cevabını bulmaya çalışmaktadırlar. Ressam Yazar Osman Aytekin Bir Dünya Harikası Derinkuyu Yeraltı Şehri” olarak adlandırdığı Derinkuyu Yer altı Şehri ile ilgili bu kitap okurları bilgilendirmeyi ve düşündürmeyi amaçlıyor. Kitapta Derinkuyu ve Orta Anadolu’daki yer altı şehirleriyle ilgili bilgiler de yer almaktadır. Derinkuyu Yeraltı Şehrinin ziyarete açık olanının yüzde onu gezilebiliyor. Kitapta ziyarete açık olmayan başka yeraltı şehirlerinden de incelemelerde bulunulmuş, bilgiler yer almıştır. Yazar Aytekin, ziyarete kapalı yer altı şehirleri, ören yerleri, tarihi yerleşim yerlerinin de incelenmesiyle yeni bilgiler ışığında tarihe ışık tutacağına inanıyor.

7.50 

1977 yılında Adıyaman’da dünyaya gelen Şair, Ozan, Araştırmacı Yazar ve Sanatçı Muhammed Ali Adıgüzel, hayatının en verimli yıllarını İstanbul ve KKTC’de geçirmiştir. Kamu yönetimi bölümü mezunu olan Adıgüzel, ayrıca pedagojik formasyon eğitimi de almıştır. Sanatçı – Yazar vasıflarının yanı sıra aynı zamanda; bir eğitimci, gazeteci, şair ve bestekârdır. Hem eski bir işverendir ve hem de birçok alanda uzman yöneticilik kariyer ve geçmişine sahiptir. Aktif sahne hayatına devam eden Adıgüzel, müzik albümü yapmakta ve kitap yazmaktadır. Ayrıca birçok kitapta ve dergide yer almaya ve birçok gazete ve haber ajansında da yazmaya devam etmektedir.Geçmişten günümüze; tasavvuf şairlerinden isyan ozanlarına, halk şairlerinden halk aşıklarına kadar adını bir bir saymaya gücümüzün yetmeyeceği paha biçilemez nice değerlilerimizin bize mirası olan; halk şiiri ve özellikle de halk müziğimizde oluşmakta olan boşluğu bir nebze de olsa doldurmak adına yüz türkülük şiirden oluşan “Gönülden Tezeneye” isimli bu kitabı sanatçılar elinden düşürmeyecek. Türkülere uyarlanabilecek şiirlerin büyük bir kısmı: Belçika’da yayın yapan Librenews Haber Ajansı, Avusturya’dan yayın yapan Avrupa Haber Ajansı, İngiltere’de yayın hayatına devam eden Posta Kutusu Gazetesi, Nationalturk.com, İstanbul’da yayın hayatına devam eden Pendik Sonsöz Gazetesi, Adıyaman Olay Gazetesi, Adıyaman Gündem Gazetesi gibi birçok yayın organında yayınlandı.

15.00 

Araba kazası geçirmiş, yerde kan revan içinde kıvranan biri zorlukla kafasını kaldırıp da arabaya baktığında, “Neyse, hiç olmazsa bana çarpan bir Mercedes’miş” diyebiliyorsa… Pes artık! Ona şapka çıkarılır. Hiç üşenmeden, yorulmadan, tüm birlikteliğimizde benimle fıkra, bilmece, espri paylaşan aile fertlerimden kişiler, liseden, üniversiteden, işten ve sokaktan arkadaşlarım, hayatıma renk kattınız. Size minnetimi, o esprilerin bir kısmını yıllar sonra tekrar hatırlatarak sizi gülümsetebilirsem, en iyi şekilde ifade edebilirim diye düşündüm. Bu kitabın asıl yazarları yukarıda adı geçen sizlersiniz. Hepinize teşekkürler.

17.50 

Yetimhanede büyüyen Furkan, Banu’yu fakültede görür görmez âşık olmuştu. Onun mavi gözlerine bakarken ilk cümlesi “Benimle evlenir misin?” olmuştu. Furkan gibi öksüz ve yetim olan Banu, onun garip davranışlarına ilk başlarda anlam veremedi. Zaman geçtikçe onunda yüreğini aşk ateşi sardı. Hiç düşünmeden evlendiler. Evliliklerinin ilk yıllarında mavi gözlü, sarı saçlı dünyalar tatlısı bir bebekleri oldu. Adını “Umut” koydular. Umut’un doğumuyla kısa bir süre mutlu yaşadılar. Zorlu hayat şartlarına rağmen Furkan ve Banu’nun yaşama umudu hiç bitmedi. Ancak talihsizlikler onların peşini bir türlü bırakmıyordu. On beş gün içerisinde Banu’ya uygun bir kalp bulunamazsa yaşama veda edecekti. Furkan, Umut’unun kendisi gibi annesiz büyümesini istemiyordu. Ailesi için en büyük fedakârlığı yaparken sonrasında olacakları hiç düşünmedi. Onlar için hep bir umut vardı ve bu umut umutsuzluğun eseriydi. Yazar Yücel Kuran’ın yalın ve sade bir dil ile kaleme aldığı bu eserde bir ailenin umutla çıktıkları yolculukta karşılaştıkları zorluklara şahitlik edeceksiniz.

17.50 

Umut, babası Furkan gibi gözü kara, yağız bir delikanlıydı. Başına gelen talihsiz olayların ardından çıkmaza girmişti. Çaresizlik içinde hayata tutunmaya çalışırken Şehmuz’un eline düşerek hayata dair tüm umudunu kaybetmişti. Şehmuz’un evinde diğer sokak çocuklarıyla birlikte yaşamaya başladıktan sonra uyuşturucunun ağına düşmüştü. Herkese umut olmayı çalışmasına rağmen kirli geçmişi yakasını bırakmıyordu. Yazar Yücel Kuran kaleme aldığı Mavi Umut serisinin ikinci kitabında dostluğu, ihaneti, sokak çocuklarının görünmezliğini ve madde bağımlılığın sonuçlarını acımasız gerçeklerle gözler önüne seriyor.

17.50 

Çok uzun zamanlar önce, çok uzak bir diyarda şirin mi şirin bir ülke vardı. Bir tarafı masmavi deniz, diğer tarafı zümrüt gibi yemyeşil ormanlarla çevrili bu ülkede cüceler ve insanlar huzur ve barış içerisinde yaşardı. Bu ülkenin “Utku” adında yakışıklı mı yakışıklı, cesur mu cesur, atılgan mı atılgan, güçlü mü güçlü bir prensi vardı. Utku bir gün şehre doğru yaklaşırken şehrin etrafını çevreleyen surların bir kısmının yıkılmış olduğunu gördü. Nereye koştuğunu bilmeden bir o tarafa bir bu tarafa koşturan cücenin birin durdurdu ve “Neler oldu burada?” diye sordu. “Sormayın Prensim, Devler devler!” diyebildi ve yanından hızla uzaklaştı. Ne olduğunu etraflıca anlamak için atını saraya doğru sürdü. Sarayın bahçesinde bir kalabalık toplanmış ağlaşıyordu. Hepsi ayrı bir ağızdan bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Bu uğultudan hiçbir şey anlamayan Prens; “Susun! Şimdi bana biri olanı biteni anlatsın.” dedi. Yaşlı seyisin anlattığına göre Devler Ülkesinin padişahı Şalamur ve askerleri öğleden sonra şehrin surlarını aşmış, şehir halkının dükkân ve evlerine girip yiyecek, içecek ne varsa toplamışlardı. Ardından saraya yönelen Şalamur ve askerleri Prens Utku’nun yokluğunu fırsat bilip Prensin kardeşi Batuhan’ı esir almışlardı. Duyduklarına çok öfkelenen Prens Utku hemen harekete geçmeliydi. Zırhını giyindi, kılıcını kuşanıp hazırlıklarını tamamladı. Atı Yıldırım’a binerek kardeşini kurtarmak üzere Devler Ülkesine doğru yola koyuldu.

10.00 

Yumurtadan yeni çıkmış yavru bir iribaş neden şaşkın olabilir? Birlikte öğrenmeye ne dersiniz?

7.50 

Bizler çocukların dünyasına girdiğimizde hep birbirimizi takip eden çizgilerde ilerliyoruz, belki pek azımızın aklından onların hayal dünyasını sınırlamadan da onlarla vakit geçirmenin mümkün olabileceği düşüncesi geçiyor. Genelde çocuk hikâyeleri bir olay ve onun beraberinde resimlerden oluşur ama ben istedim ki hiçbir çocuğumuzun hayalleri kalıp resimlerle sınırlı kalmasın, her çocuğun ağacı, çiçeği farklı olsun bu yüzden ebeveynlerin çocuklarını keşfedeceği, çocukların ise dilediği gibi bir görsel şölen oluşturacağı minik hikâye kitabını sizlere sunmaktayım. Ben yazarken çok keyif aldım umarım ebeveyn ve çocuklar için de benzer duygular yaşanır.

10.00