Sırala:
43.00 
Sepete Ekle
16.00 
Sepete Ekle
24.00 
Sepete Ekle
30.00 
Sepete Ekle
99.90 
Sepete Ekle
29.90 
Sepete Ekle
20.00 
Devamını oku
40.00 
Devamını oku
27.00 
Sepete Ekle
28.00 
Sepete Ekle
33.00 
Sepete Ekle
32.00 
Sepete Ekle

Sırların bir gün ortaya çıkmak gibi çok kötü bir huyu vardır. Ama eğer ortaya çıkması sevdiğiniz bir insanı çok zor durumda bırakacaksa, bırakın sır olarak kalsın… Ve emin olun: “Hayatta sırrı olmayan hiç kimse yoktur.” Yazarımız Kadir Ersoy “Deli” ve “Kiminle Gülüyorsan Ona Aitsin” adlı ilk iki romanının ardından yazdığı, “Pasaport” adlı bu romanıyla “Hayatımıza Renk Katanlar” serisini tamamlamış oldu. Pasaport, türler arasında ustalıkla gezinen ve okurlarına farklı lezzetleri bir arada tattırabilme başarısını gerçekleştirmiş bir roman olarak öne çıkıyor. Başlarda romantizm öğelerinin ağırlıkta olduğu duygusal bir eser okurken, ilerleyen kısımlarda gizem unsurları ön plâna çıkmaya başlıyor. Sonrasındaysa aksiyon ve gerilim öğeleri devreye giriyor ve okuma keyfini katlıyor. Dolayısıyla romanın sürükleyiciliğini iyice perçinliyor. Kadir Ersoy’un incelikli hâlleri vermekte ustalaşmış kalemi, keyifli bir okuma serüvenine rehberlik ediyor. Bu özel kitabı keşfetmekte muhakkak fayda var.

43.00 

Çok uzun zamanlar önce, çok uzak bir diyarda şirin mi şirin bir ülke vardı. Bir tarafı masmavi deniz, diğer tarafı zümrüt gibi yemyeşil ormanlarla çevrili bu ülkede cüceler ve insanlar huzur ve barış içerisinde yaşardı. Bu ülkenin “Utku” adında yakışıklı mı yakışıklı, cesur mu cesur, atılgan mı atılgan, güçlü mü güçlü bir prensi vardı. Utku bir gün şehre doğru yaklaşırken şehrin etrafını çevreleyen surların bir kısmının yıkılmış olduğunu gördü. Nereye koştuğunu bilmeden bir o tarafa bir bu tarafa koşturan cücenin birin durdurdu ve “Neler oldu burada?” diye sordu. “Sormayın Prensim, Devler devler!” diyebildi ve yanından hızla uzaklaştı. Ne olduğunu etraflıca anlamak için atını saraya doğru sürdü. Sarayın bahçesinde bir kalabalık toplanmış ağlaşıyordu. Hepsi ayrı bir ağızdan bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Bu uğultudan hiçbir şey anlamayan Prens; “Susun! Şimdi bana biri olanı biteni anlatsın.” dedi. Yaşlı seyisin anlattığına göre Devler Ülkesinin padişahı Şalamur ve askerleri öğleden sonra şehrin surlarını aşmış, şehir halkının dükkân ve evlerine girip yiyecek, içecek ne varsa toplamışlardı. Ardından saraya yönelen Şalamur ve askerleri Prens Utku’nun yokluğunu fırsat bilip Prensin kardeşi Batuhan’ı esir almışlardı. Duyduklarına çok öfkelenen Prens Utku hemen harekete geçmeliydi. Zırhını giyindi, kılıcını kuşanıp hazırlıklarını tamamladı. Atı Yıldırım’a binerek kardeşini kurtarmak üzere Devler Ülkesine doğru yola koyuldu.

16.00 

Çin’den yolculuğuna başlayan Covid-19, rotası olmayan gemi gibi tüm dünyaya yayılıp pandemiye neden olmasının üzerinden koskoca bir yıl geçti. Bu süre zarfında korktuk, hayata tutunmak için motivasyon yolları aradık, acı çektik, umursamadık, evden çıkamadık, birçok şeyi yok saydık. Üstelik bu durum sadece bizde değil tüm dünyada yaşandı. Bir yılın sonunda gelişmiş ülkelerde aşılama hızlı bir şekilde başladı. Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan ve yiyecek bulmakta bile güçlük çeken insanlar da aşıya ulaşabilirler mi bunu zaman gösterecek. İnsanoğlu bu savaşı bir şekilde kazanır ama bu savaşın sonunda insanlık kazanır mı sorusu cevabı en zor verilebilecek sorulardan birisi. İnsanoğlu, Covid-19’a karşı verilen bu savaşı umarım insanlığıyla kazanır.

24.00 

İmam Ayetullah Humeyni Paris’te sürgündeyken 1 Şubat 1979 İran İslam Devrimi zaferi bana Melekut tarafından 1978 yılı Aralık ayında bildirilmişti. Hürriyet veya Milliyet gazetesinden biriydi, yarın satın al, iç sayfada Humeyni’nin Paris’teki ev adresi yayınlanacak; denildi. Rue de Paris, No: 3 gibi hatırlıyorum; 1 Şubat 1979 İran İslam Devrimini müjdeleyen mektubumu yazarak gönderdiğimde Noel tatiliydi; Beni Sadr ve Rafsancani ile birlikte kalan İmam Humeyni mektubumu hemen 1979 Yılbaşı öncesi veya o günlerde aldıktan sonra İran İslam devrimi için beklediği manevi haberi alarak İran’a Dönüş için Air France ile uçağı ile 1 Şubat 1979 tarihine bilet aldırtıyor. İşte İslam İnkılabının 1400 Hicri Yılında meşalesi böyle yakıldı!!! Ayetullah Humeyni Fransa Paris’te sürgündeyken İran İslam Devrimi öncesinde ikamet ettiği ev adresine zarfın üzeri Beni Sadr’a, içeriği ise Ayetullah Humeyni’ye biat ettiğimi bildiren bir mektup göndermiştim. Gazetelerden Beni Sadr’ın Ayetullah Humeyni’nin huzurunda mektubumu teslim ederken resimleri yayınlandı; Türkiye’den bir çocuk tarafından Ayetullah Humeyni’ye gönderilmiş bir biat mektubu!!! İşte bu çocuk Davud’un Nefilim (Dev) Golyat’a karşı sapanıyla attığı taş gibi Binlerce Yıllık Pers İmparatorluğu’nun Şehinşahı Rıza Pehlevi iktidarına karşı İran İslam Devrimi’nin işaret fişeği oldu. İran İslam Devrimi yaşandı ve Ayetullah Humeyni Air France uçağıyla Tahran Mehrabad Havaalanına indi; gözyaşlarımız sel oldu, ne büyük bir sevinç yaşadık anlatamam!!! İran İslam Devrimi Lideri Ayetullah Humeyni’ye göndermiş olduğum mektubum bugün İran’da İslam Devrimi Müzesi’nde Ayetullah Humeyni’nin Fransa sürgününden bir hatıra olarak sergilenmektedir.

30.00 

TRT Haber ekranlarında beş yılı aşkın süre boyunca yayınlanan Sağlık Olsun programında yolu sağlıkla kesişen, insanlara şifa dağıtmak için ömrünü adamış onlarca konuğun dilinden birbirinden güzel pozitif yaşam öykülerini okumaya hazır mısın? Yazar M. Esra Kaya, Sağlık Olsun programına konuk olan çok değerli profesörler ve doktorlarla yayın öncesinde ve reklam arasında kendi aralarında konuştukları birbirinden ilginç konuları okura kendi üslubuyla aktarıyor. Çaresiz sanılan, korkulan, tedavisi yok denilen pek çok hastalığın tedavi şansı olduğu müjdesinin verildiği satırları okurken huzur bulacak, sağlıklı olduğunuza şükredeceksin. Ve gönlünden şu cümleler dökülecek, ‘Daha gidilecek çok yol, atılacak çok adım, yapılacak çok iş, alınacak edilecek çok dua var. Yeter ki SAĞLIK OLSUN…’

99.90 

Defnelerin buzdolabındaki gizemli meyveler ve sebzelerle maceradan maceraya koşmaya hazır mısın? Şakacı Domates, Boylu Biber, Yeşil Salatalık, Yakıcı Soğan, Çekirdekli Karpuz ve Kıvırcık Marul ile birlikte fuara, market alışverişine gidecek, parkta yarışmalara katılacaksınız. Şakacı meyveler ve sebzelerle maceradan maceraya koşarken onların sağlığımız için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlayacaksınız.

29.90 

Yumurtadan yeni çıkmış yavru bir iribaş neden şaşkın olabilir? Birlikte öğrenmeye ne dersiniz?

20.00 

Serin esen, ferahlatan seher yelim burnumda tütüyorsun Neşemde, kederimde, aldığım nefestesin Bebeğimde ninnide, şarkımdaki bestesin Çırpınan, çarpan şu yüreğimde, sinemde kafestesin Doğruyu senden öğrendim kimseyi kayırmadan Yardımlaşmayı öğrettin güzel çirkin ayırmadan Doğanın dostu anam, her zaman kalbimdesin Başımda yaşam tacı, her iyi işimdesin Oya yapıp işledin; iyi, doğru, güzeli Yüreğim, yüreğin kan ağlasa sen öğrettin gülmeyi Gönül bahçemde açan en güzel güllerdesin Deniz, dağ ve ovada kurduğum hayaldesin Seninle buluşurum zaman zaman rüyamda Gözlerimden akan yaş, içtiğim suda damla Çiçeklerin renginde, yelin esişindesin Gerçek hayatta yoksun, gördüğüm düşlerdesin

40.00 

Karanlık gecelerde yüreğimde, Yıldız gibi parlayan, Sen kadınım! Türkü gibi umut oldun yüreğime, zor günlerimde. Sen gönül bahçemin çiçeği, çocuklarımın anası, Senle çıktığım hayat yolunda. Bana her zaman anlatılamayan, Mutluluk oldun yıllarca. Yağan yağmurlarda beraber ıslandık damla damla. Yağmurun her damlası, Seni bana, Beni sana anlattı ağlayarak. Akan yağmur damlaları sel olup, Bedenimizi, ruhumuzu yıkadı şefkatle. Beraber yürüdüğümüz yolları, kaldırımları, bağları, Bahçeleri, ağaçları, kuşları yıkadı. Yorgun yürekleri temizledi. Toprak bağrı yanık sevdalılar gibi, Kana kana içti yağmur damlalarını. Mis kokusunu cömertçe saçtı ortaya. Bunu duyan mor menekşeler, papatyalar, Gelincikler can buldu toprağın bağrında. Ağaçlar meyve vermek için çiçek açtı, her taraf yemyeşil. Kuş sesleri sevinç oldu onlara cıvıl cıvıl.

27.00 

Gözlerime uyku girmiyor artık
Kalp gözümle seni gördüm göreli.
Hiçbir şey içime sinmiyor artık
Sevdanın sırrını çözdüm çözeli.
Sevmem derdim ama senle yanıldım.
Bilmem ki seline nasıl kapıldım.
Neşeyle barışıp, dertle darıldım.
Sözünde muhabbet sezdim sezeli.
Yıllarca boş yere etrafa baktım
Nice gönüllere demirler attım.
Nihayet sevgiyi gönülden tattım.
Ömrümde ilk defa sevdim seveli…

28.00 

Yıllar bana soğuk bir düş kırıklığı içerisinde geldi. Hayat denen olgu her ne engel varsa serdi önüme… Kara kışlara demir attım. Önce yürümem gitti elimden, ardından kollarım zayıfladı, kemiklerim eğildi ve en sonunda nefesimde çekildi ciğerlerimden… Geriye bir canım kaldı benim, yitip de artan bir tek canım! Sessiz bir dümende, tek pencereden bakar oldum hayata… Yalnız doğdum ve yalnız bir odaya hapsoldum. Her daim mutluluğu yalnızlığımda aradım. Yoktu çığlıklarımı duyan! Ailem bile anlamadı beni… Her şeye rağmen en büyük destekçim ailemdi; özelliklede annem. Yıllarca hep içime akıttım gözyaşlarımı… Sessiz çığlıklara büründüm. Sonunda çıkışı şairlikte buldum ve şu felsefeye inandım: Sessiz Çığlığını Dile Getiremiyorsan; Yaz O Zaman!…

33.00 

Kişinin kendi iç dünyasında, kendisine kalan yaşamında, kendine bilinçaltı bir önder seçer. Eğer seçtiği önder sevgi yolu ise içinde ne kadar yasak cümleler barındırsa da bu sevgi yolu sizi yıldızlar ülkesinin kırmızı gelincik çiçeğine götürecektir. Yeter ki yaşam yolunuz sevgi yolu olsun.

32.00