Sırala:
33.00 
Sepete Ekle
32.00 
Sepete Ekle
43.00 
Sepete Ekle
36.00 
Sepete Ekle
29.90 
Sepete Ekle
24.00 
Sepete Ekle
33.00 
Sepete Ekle
40.00 
Sepete Ekle
40.00 
Sepete Ekle
40.00 
Sepete Ekle
26.00 
Sepete Ekle
33.00 
Sepete Ekle

Yalçın bir kayanın sarp yamacına Dört el tırmanılan yokuştur, sevda! Dünya hayâlinin, tek amacına Kural tanımadan, çıkıştır sevda! Tansiyon değişir, yüksek rakımda Çalışma temposu düşer, takımda. Beyinden, yüreğe giden akımda Gönlüne, yıldırım çakıştır sevda! Terk edip sılayı, düşüp yollara Baldıranı, tercîh edip ballara İpeği, atlası katıp çullara Hasırda görülen nakıştır, sevda… Koyulmadan yasak, yokken sakınca Göz göze, mânâlı bir kez bakınca O bakış, beyninde şimşek çakınca Gönülden gönüle akıştır sevda! Bir kılıçla, sınırları tutarken Aşîrete, kıtaları katarken Tek başına, ordulara yeterken Gül-rû’ya, diz üstü çöküştür, sevda…

33.00 

1977 yılında Adıyaman’da dünyaya gelen Şair, Ozan, Araştırmacı Yazar ve Sanatçı Muhammed Ali Adıgüzel, hayatının en verimli yıllarını İstanbul ve KKTC’de geçirmiştir. Kamu yönetimi bölümü mezunu olan Adıgüzel, ayrıca pedagojik formasyon eğitimi de almıştır. Sanatçı – Yazar vasıflarının yanı sıra aynı zamanda; bir eğitimci, gazeteci, şair ve bestekârdır. Hem eski bir işverendir ve hem de birçok alanda uzman yöneticilik kariyer ve geçmişine sahiptir. Aktif sahne hayatına devam eden Adıgüzel, müzik albümü yapmakta ve kitap yazmaktadır. Ayrıca birçok kitapta ve dergide yer almaya ve birçok gazete ve haber ajansında da yazmaya devam etmektedir.Geçmişten günümüze; tasavvuf şairlerinden isyan ozanlarına, halk şairlerinden halk aşıklarına kadar adını bir bir saymaya gücümüzün yetmeyeceği paha biçilemez nice değerlilerimizin bize mirası olan; halk şiiri ve özellikle de halk müziğimizde oluşmakta olan boşluğu bir nebze de olsa doldurmak adına yüz türkülük şiirden oluşan “Gönülden Tezeneye” isimli bu kitabı sanatçılar elinden düşürmeyecek. Türkülere uyarlanabilecek şiirlerin büyük bir kısmı: Belçika’da yayın yapan Librenews Haber Ajansı, Avusturya’dan yayın yapan Avrupa Haber Ajansı, İngiltere’de yayın hayatına devam eden Posta Kutusu Gazetesi, Nationalturk.com, İstanbul’da yayın hayatına devam eden Pendik Sonsöz Gazetesi, Adıyaman Olay Gazetesi, Adıyaman Gündem Gazetesi gibi birçok yayın organında yayınlandı.

32.00 

Yaprakların sararıp yavaş yavaş kuruması ve ardından da çürüyüp toprağa karışması gibi insan da yavaş yavaş ve adım adım toprağa doğru ilerler. Üstünde bir zamanlar gezip dolaştığı ve “Benim” dediği her şeyin aslında kendine ait olmadığını idrak etmesiyle yaşlandığını yahut toprağa yaklaştığını anlar. Bu bir zaman sonra hayalden öte sanki hiç yaşanmamışlık düşüncesine bırakır kendisini ama her şey yaşanmış ve olmuş hatta bitmiştir bile. Bilinmeyen nice sırlar, nice ruhlar ve nice niceler var ki nice sonra insan görmeye başlar. Ya ağaç? O da görmedi mi, bilmedi mi yalnızlığın ne olduğunu? Sonra bir ses duydu: Ben… Unuttuğun toprak…

43.00 

Bu kitapta Hz. Musa (a.s.)’dan Büyük! İskender’e, Hz. Şuayb (a.s.)’dan Aristoteles’e kadar bütün iman ve inanç aksiyon hamlelerine yaşarcasına tanık olabilirsiniz. Napolyon Bonapart’ın askeri dehalığına rağmen iman aksiyoneri numunesi olan Cezzar Ahmet Paşa karşısındaki mağlubiyeti, Adolf Hitler’in kitleleri kanalize eden fikir kuvvetine rağmen madde zındanlarındaki mahkumiyeti, en nihayetinde Hz. Adem(a.s.)’den Hz. Muhammed (s.a.s.)’e kadar olan iman aksiyonerlerinin inanç aksiyonerliğine kudretli galibiyeti… İman ve inanç kavramlarını Hz. Nuhvari (a.s.) bir edayla, keskin bir kılıçla ortadan ikiye ayırdığımız bu kitapta, hakiki manada aksiyon erliğinin ne olduğunu beyan etmeye çalıştık. İstifade etmeniz dileğiyle…

36.00 

Kayalıkların üzerinde güçsüz kanatlarıyla uçabilmek için mücadele eden küçük martı İnci’nin yol arkadaşlarıyla yaşadığı serüveni okumaya hazır mısınız?

29.90 

Gül feryatta, Bülbül figanda, Ruhum gamda, Bu dem aşklar sessiz, Hasret nihanda, Bu gece yine Bir seni gördüm rüyamda, Bir baykuş ki bu viranede, Acayip nazarda, Yalnız hazan mı? Baharda yazda inkisarda, Yanan fecirde, Bir hoş seda bizarda, O leyal hayalde, Gönlüm intizarda.

24.00 

Doktor Tarık’ın telefonu çaldı. Hemen açtı ve arayanın konuştuklarını tasdik eder bir baş işaretiyle bağırıyordu adeta telefona: Evet, ıssız bölgedeyim. Çabuk olun lütfen sedye istiyoruz. Çabuk olun. Issız bölgedeyiz, lüks kamarada. Olabildiğince hızlı lütfen. Son kulağımda kalan cümle Issız bölgedeyiz. Evet, bu cümle sanki beynimde yankılanıyordu. Gözlerimden görüntü, kulaklarımdan sesler, her şey bir anda yok oldu. Gerçekte hayata dair ne varsa sanki vücudumdan ve ruhumdan yavaş yavaş çekiliyordu. Damarlarım boşalıyordu sanki o ıssızlık beni esir alıyordu. Bir şey göremiyordum. Zaten artık görmekte istemiyordum. Issız ve karanlık kalmış ne kadar zaman dilimi varsa tek tek acımasızca talan ediliyor ve yaşam enerjim yağmalanıyordu. Karanlıktaydım ama her sesin bendeki etkisi kurşun ağırlığındaydı. Gözlerim bağlanmıştı ve ben her dakika acımasızca kurşunlanıyordum adeta. Kader bizi kara delik gibi bir bir yutuyordu. Gözlerimde ışığı fark ettiğimde kız kardeşimin anneme seslenişi yankılanıyordu ara ara kulaklarımda. Doktor Tarık’ın ellerindeki kendine has parfüm kokusunu hissettim. Beni sarsarak sesleniyordu: Ediz Bey beni duyuyor musunuz? Aslında onu duyuyordum ama onu bulamıyordum içimdeki o ıssız bölgede bende kaybolmuştum.

33.00 

Şimdiye kadar dünyada 56 ülkeyi gezdim. Japonya’ya gitmeden önce, bana hangi ülkeyi en çokbeğendiğimi sorduklarında hep İsviçre derdim. Ama Japonya’yı gördükten sonra, en beğendiğin üç ülke hangileri diye sorduklarında; Japonya, Japonya, Japonya diyorum ar k. İşte bu nedenle ilkseyahat kitabı yazmaya Japonya’dan başladım. Neden Japonya? “İnsan” kavramının, saygının, sosyal düzenin, medeniliğin, yaşam kalitesinin en üst düzeyde olduğu bir ülke burası.

40.00 

Kapı yüzlerinin henüz birbirine dönük olmadığı zamanlarda inşa edilen Kaçgın Apartmanı’nın bir tarafı safları sık tutarken diğer tarafı gelecek zaman apartmanları için yer ayırtılmış tarlalarla örülüydü. Dünyada nereye savrulacağını bilemeyip, dış gözlere göre konumlanarak kendinden kaçan karakterlerin yaşadığı bu apartmanda gerçekleşen cinayetle başlayan hikâyenin aşkla süslenen satırları okuyucuyu şiirlerle dolu bir gezintiye çıkarıyor. Kaçgın Apartmanı’nda yaşanan ilginç olaylar diyaloglardan çok karakterlerin dış dünyayla kurduğu örüntüleri gözlemleyen bir bakış açısı ve örtük mesajlarla okuyucuya aktarılıyor. Metaforik ifadelerin de yer aldığı bu kurgusal roman, yazarın akıcı ve kendine özgün betimlemeleriyle biraz benden biraz senden biraz da ondan olan; ilişkilerin, karakterlerin topluma yabancılaşmasını, yalnızlaşmasını ve kültürel çatışmasını barındırıyor.

40.00 

Dünyanın koşuşturması bahanesiyle insanoğlu ne dünyadan haz olur oldu, ne yaratılmış olduğunu hatırlar oldu. Kendine verilenlerle özgür irade arasında bocalarken ne yazık ki unuttu bir kader yolcusu olduğunu. Derdi kederi sorgulamak olmayan ama hayatı daha dolu yaşatmak ve yaşamak için mısraların gücüne inanan Saadet Demirci’nin mısralarında güzel bir yolculuk sizleri bekliyor. Bizleri birleştiren kaderin bir bildiği olmalı…

40.00 

Şiir; derin duyguların eseri olup, boş sözlerin ayıklandığı kelimeler topluluğudur. Şiir; az sözle çok şeyi ifade etme sanatıdır. Şiir; yaşayanların dili, yaşananların tercümanıdır. Şiir; sözün öze tesiridir. Şiirin amacı; duygulara tercüman olmaktır. Şiir yazabilmek için; dert ekmeğiniz, aşk suyunuz olacak. Şair; hayata dair her hâli, az ve etkili sözlerle formüle edip sunabilendir. Şair; duygulara hitap eder. Şairin amacı; dert ile dertlenmektir. Dertsizseniz, dert sizsiniz demektir. Aşk; aklın duygulara göçüdür. Duygular aşkın yaylasıdır. Aşkın dili sevgi ve barıştır. Dini, ırkı mezhebi olmaz. Aşka hiçbir maharet karşı koyamaz. Aşk ferman dinlemez. İlham; insanın gönlünden diline süzülen davetsiz özel misafirdir. Ziyareti kısa sürer, ilgilenirseniz hediyenizi alırsınız, ilgilenmezseniz boş geçer. İlham; nerede, ne zaman geleceği belli olmaz. Bütün emek hoş bir sada bırakabilmektir.

26.00 

Üniversite öğrencisi olduğum yıllarda Kamboçya’daki gelişmeleri, Pol Pot yönetiminde Kızıl Khmerlerin yönetime gelmesini merak ve heyecanla izlemiştim. Kamboçya’yı gezdikten ve “Ölüm Tarlalarını” gördükten sonra o dönemde bizlere doğru bilgiler aktarılmadığını gördüm. O yıllarda özellikle yurtdışından haber almak şartlar gereği kolay değildi. Seyahatimde, okuyup öğrendiklerimizin orada yaşananlarla örtüşmediğine şahit oldum. Kamboçya Gezi Rehberi kitabında Siem Reap, Phonom Penh, Kampot, Kep, Sihanoukville şehirlerini ayrıntılarıyla bulabilirsiniz. Kitapta tarihi ve kültürel bilgiler, ülke haritası, konaklama seçeneklerine ayrıntılarıyla yer verdim. Alanında bir ilk olan Kamboçya Gezi Rehberi’nin bu ülkeyi merak edenlere ve bu ülkeye seyahat edeceklere yararlı olmasını ümit ediyorum.

33.00