Sırala:
7.50 
Sepete Ekle
14.00 
Sepete Ekle
20.00 
Sepete Ekle
10.00 
Sepete Ekle
20.00 
Sepete Ekle
5.00 
Sepete Ekle
20.00 
Sepete Ekle
12.50 
Sepete Ekle
16.00 
Sepete Ekle
14.00 
Sepete Ekle
17.50 
Sepete Ekle
14.00 
Sepete Ekle

Çınar, Pınar ve ortak arkadaşları Ceren’le birlikte yaz tatillerini geçirmek üzere oldukça şirin bir köye giderler. Köydeki arkadaşlarıyla birlikçe oldukça güzel günler geçirirler. Oyunlar oynayıp eğlenirler. Bir gün piknik yapmak üzere köyün dışındaki ormanlık bir alana giderler. Günün sonunda dönüş yolunda onları bir sürpriz beklemektedir.

7.50 

Parlement mavisi gecenin koynunda İstanbul’la kucaklaşıyorlardı yine Tayfun Hoca’nın ateş böcekleri çığlık çığlığa Pierre Loti tepesinde. Şu anda onlar için ve onları izleyenler için sanki bütün dünya sadece İstanbul’dan ibaretti. Evrendeki var olan herkes, her şey bu gece İstanbul’du adeta. Yorgun ama korkusuz sevdaların şehri bu gece afilli yalnızlıkları ağırlıyordu küskün gemilerde karanfil kokan siyah saçları uçuşurken sevgilinin. Bu gece İstanbul sanki bu salondaki insanların sırtından inen bir sıcaklık ve buradaki herkesi saran afilli bir yalnızlık gibiydi. Capella yaptığı müziğiyle, Tibet şarkılarının sözleriyle, Behzat sahnede yarattığı rüzgârıyla salondaki tüm hayallerin tozunu siliyor parlatıyor ve gün ışığına çıkarıyorlardı adeta. Sesindeki afilli çığlığı duymamak, hissetmemek mümkün değildi. Sahnede yarattığı aorasıyla muhteşem müziğiyle gönderdiği enerji aslında oradaki herkesi Pierre Loti tepesine götürüyordu. Kendilerini müthiş bir ruh bütünlüğü içinde hisseden bu bir avuç insan büyülenmiş gibi tüm dünyaya İstanbul gibi bakıyorlardı sanki şuanda o muhteşem tepeden.

14.00 

Son yıllarda yayınlanan kitaplar arasında şehir kitaplarının mühim bir yer tuttuğunu söyleyebiliriz. Bu yayınların önemli bir karşılığı da vardır. Biz bu kitaplardan o beldenin geçmişteki yerini, toplumların yaşayışını, yetiştirdiği şahsiyetleri, sosyal bir takım özelliklerini öğreniyoruz. Dolayısıyla sosyal ve medine hayatımız bakımından önemli bir kaynaktır. Elinizdeki kitap bir köyün yetiştirdiği şahsiyetleri anlatmaktadır. Karamürsel yamaçlarında sırtını Samandağları’na yaslamış şirin bir köy olan Akçat’ta yetişmiş manevi şahsiyetlerdir bunlar. Sarıklı mücahidler de diyebiliriz. Hepsi de Cumhuriyetten sonra yaşamış, halkın manevi kuraklığına çare olan dertli insanlardır. Bu çalışmada Anadolu insanını ayakta tutan manevi dinamiklerin ne olduğunun cevabını bulacaksınız. Hepsi de bir köy ortamında yetişmiş, kabına sığmayarak kasaba ve şehirlerde izlerini sürdüğümüz bu büyüklerimize rahmet niyazı ile…

20.00 

Altın Yumurta Avcıları, hayal gibi görünen fakat gerçekleri anlatan bir hikâyedir. Üç kardeşin yani Akkız, Karaoğlan ve Sarıkız’ın birbirinden ilginç maceralarını okuyacağınız bu eser, sizi de sıradışı bir serüvene davet ediyor. Kahramanlarımızla birlikte uzun bir yolculuğa çıkacaksınız. Yaşlı Bilge’nin ormanın içindeki evine gidecek, Üçüncü Göz’den haritayı alacak, büyük bir gemiyle denizlere açılacaksınız. Dev kartalların üstünde gizemli bir adaya ulaşıp Bilge Kaplumbağa ve Kraliçe Arı’nın yardımıyla adanın koruyucusu Gong’ u yeneceksiniz. Aho’nun hapşırıklarına şahit olacaksınız. Kırmızı Boynuzlu Geyik’in garip hikâyesini dokuyacaksınız. Sizleri koruma kalkanımıza davet ediyoruz. Maceraya hazır olun!

10.00 

Müslümanlar, XI. ve XII. Yüzyıllarda bilinmeyen tüm yönleriyle diğer Gayr-i Müslim toplumlara gösterdiği hoşgörü anlayışını Süryanilere de göstererek Hz. İsa’nın ölümünden sonra yaygınlaşan Hristiyanlığın Haçlı seferleri ile birlikte Haçlıların işgal ettiği ibadethaneleri geri alarak Süryanilere teslim etmiştir. Bu eser Süryanilerin tarihsel olarak geçmişleri, adları ve kökenlerinin nereden geldiği hakkındaki yaklaşımlarla birlikte, XI. ve XII. Yüzyıllarda Selçuklular döneminde Müslümanlar ile olan ilişkisini incelemektedir.

20.00 

İnsan annesiz ve babasız yapamaz. Babalar gibi anneler de bir yuvanın kuruluşunda çok önemli bir paya sahiptirler. Her çocuk annesiyle daha iyi iletişim kurar. Çocuk sevgisinde annenin payı büyüktür. Anneme Mektuplar; anne sevgisiyle, saygısıyla, hasretiyle, duygu yoğunluğu içinde kaleme alınmış, annelere adanmış hikayelerdir. Anneme Mektuplarda bir anneye, anaya mektupların yanı sıra İki Fotoğraf , Bekleyiş, Adresini bulmayan Aşk ve Bir Eski Arkadaş isimli toplum içinde gerçek hayatlardan hikâyeler de bulunmaktadır. Anneme Mektuplarda; anne sevgisi ve merhametinin sihirli ışıltısını çok yakından hissedecek, anneyi sevmenin, dokunmanın heyecanını yaşayacaksınız.

5.00 

Ben ki seni aradım ömrümün her anında. Hastalığımda, sağlığımda, En zor günümde, Mutluluğu martılara fısıldadığımda. Ama sen bana gelmedin aşk adıyla. Yollar yürüdüm nereye gittiği belirsiz, Yüzler gördüm kimi mutlu kimi ümitsiz, Kalpler gördüm öylesine sevgisiz, Sen bana gelmedin aşk adıyla. Gecelerimin hırsızı oldun bilmeden, Gündüzümde elimden tuttun, Belki gönülsüz belki istemeden, Gitmeyi istemedin de kalben, Sen bana gelmedin aşk adıyla. Dertli başımın tek umuduydun. Her kurduğum denklemin sonucuydun. Ölüm kapında dediler, Adını kulağımda duydum. Sen bana gelmedin aşk adıyla…

20.00 

Sessizce süzülüyorum bu şehirden. Kuş cıvıltıları veda şarkısına dönüyor kulaklarımda. Mahremini emanetime saklıyorum. Çalmıyorum ömründen hiç bir şeyi. Ve yatağın bile sıcak hala. Şimdi gidiyorum sevdiğim. Sen en güzel “düşlerin”le kal. Sen bana uzak diyarlardan savrulan bir gülümsemeydin. Kıyısıydın nehrimin. Ürkek bir kelebeğiydin. Bazen de sebebiydin yaşamamın. Ne kaldı geride şimdi; Tutsak bir kadın özgür bir adam mı?

12.50 

“Ma-sır’ın deliğinden Ba-sır’ı görmek!” kelam-ı kibarı ne anlatır!? Evvela kelamı doğru bir hat ile yazmak gerekir ki anahtar kapının kilidi üzerindedir. Örneğin; “Mumya” kelimesini “Mim-ya” olarak yazarak işe başlamak sır kapısına adım atmaktır. Yukarıdaki sufi hikmetin hattında Mısır ve Basra dikkati çeker. Kabe kozmolojisi üzerinde Rükn-ü Mısri ile Basra ciheti Makam-ı İbrahim’dir söz konusu olan yerler. Coğrafyada Kızıldeniz’in başlangıcından taa Basra Körfezi’ne kadar olan Ceziret-ül Arab yarımadası konumlanır. Yön olarak Günbatısı’ndan Poyraz’a yönelimdir. Vakit ise akşam karanlığının başladığı andan veya bir insan hayatı için ölümün gecesi geçilip dirilişin yaşanarak yeniden Güneş’in yükselmekte olduğu Kuşluk vaktinin ergen dinçliğidir. Hiç kuşkusuz Ma edatının sırrını kitaplarımızda İsa Mesih’in hakikati bağlamında çok işledik; Ba harfi ise hurufi ve melamilerde iyi bilinen noktanın sonsuzluğu sırlarındandır.

16.00 

Demek hedefine ulaşmak istiyorsun, öyle mi dostum? Allah tanığımdır ki bunu ben de çok istiyorum. Ama önce durumunu ve koşulları belirleyecek, sonra çalışmaya başlayacaksın. Kendini sıkı bir düzene sokman gerekecek, yemeğini belirli kurallara göre yiyecek, abur cubur yiyeceklere elini sürmeyeceksin. Bilgisayardan ve cep telefonundan uzak duracaksın. Canın istese de, istemese de havanın sıcak ya da soğuk olduğuna aldırmadan belirlenen saatte derslerinin başında olacaksın. Soğuk sulardan uzak duracaksın, canın çekse de kola içmeyeceksin. Sözün kısası, kendini bir doktora emanet eder gibi hedeflerinin emrine gireceksin. Ama bunca uğraştan sonra belki öğrenmekte zorluk yaşayacak, sınavların istediğin puanla sonuçlanmayacak, imkânların git gide seni daha da zorlayacak ve belki de yorgun ve bitkin düşeceksin. Asla cesaretini kaybetme! Dersleri zayıf bir öğrenciye başaracağına inanıyorum diyen öğretmenini taklit et! Sende zihnine öyle seslen. İnsan zihni kadar kolay idare edilen bir şey yoktur. Sadece istemek gerekir. O zaman her şey olur. Eğer kendini bırakırsan her şey seni bırakır. Mahvolmak ya da kurtulmak senin elinde… Hatırla Agrippinus’un güzel bir sözünü: ‘Kendi kendime asla engel olmayacağım’

14.00 

Başörtüsü sorunu ve katsayı uygulamasını kaldırarak devrim niteliğinde adımlara imza atan YÖK eski Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın görev yaptığı 2007-2011 yılları arasında Türkiye gündemine oturan birçok olay ilk kez bu kitapla gün yüzüne çıkıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın YÖK’teki kulağı kimdi? YÖK eski Başkanı Özcan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatlarına neden itaatsizlik etti? Başörtüsü serbestliği için üniversitelere gönderilen yazı nasıl ortaya çıktı? Katsayı sorunu çözümü için öne sürülen 0.3 ve 0.5 katsayılarının anlamı neydi? Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümleri neden açıldı? Uzaktan Eğitim diplomalarına denklik nasıl verildi? İlahiyat önlisans diplomalarındaki şerh nasıl kaldırıldı? Sabancı Üniversitesinin uygulaması Türkiye’de nelere vesile oldu? Öğretim üyesi açığı nasıl giderilebilir? FARABİ ve MEVLANA Değişim Programları nasıl ortaya çıktı? YÖK neden kapatılmalı? ÖSYM’deki kopya olaylarındaki gerçekler YÖK’te beklenmeyen gelişmeler ve ilk kez duyacağınız iktidar çekişmeleri…

17.50 

Hayat bana hiç iyi şeyler yaşatmamıştı. Her daim fırtınalar kırdı dallarımı. Ben hayattan açık renkler isterken, hayat bana her daim koyu renkler verdi. Ben hep koyu zamanların seferisi kaldım. Kışları hiç sevmezdim, hep zemheri kışları yaşadım. Özlem duyar oldum ben çocukluk çağlarıma. Özlem tanem olsa da çocukluğum, biliyorum. Gelmez bir daha, gelmez! O yüzden Fatihalar okur oldum çocukluğumun ardından. Benim hayallerim vardı, gerçek olmayınca, içimde hep bir ukde olarak kaldı… Her şeye rağmen bu günlere de şükür! Bir zamanlar çok küsmüştüm hayata… Utanıyordum eğri bedenimden. Hep “Neden ben?” diye sorgulardım. Hep içime ağlardım. Kimse anlamazdı beni! Hatta ailem bile. Ama her şeye rağmen en büyük yardımcım ailem oldu. Özellikle de eli öpülesi annem. Şimdi herkes anlıyor beni, çünkü yazdım her bir derdimi. Başardım bir var olma mücadelesi sonunda ‘’BEN DE VARIM’’ demeyi.. UNUTMAYIN! HER ZORLUKTA YENİ BİR UMUDA KAPILAR AÇILIR…

14.00